YUNAN ADALARINA YOLCULUK 2

Mikonos, Yunanistan’ın en bilinen adası. Her ne kadar hareketli ve canlı bir ada olduğu söylensede ben sakin diye yorumlayabilirim. Adalara özgü o miskinlik hakim daha çok. Yavaşladığın sakinlediğin ve kendini adanın akışına bıraktığın bir atmosfer bahsetmek istediğim. Ne zaman bir adaya gitsem bir adada yaşamanın ve yavaşlamanın hayaline kaptırıyorum kendimi. Karalardan kopuk olduğundan mı, yoksa etrafı suyla kaplı olduğundan mı bilinmez başka bir tadı ve zaman akışı var adaların. Mikonosta öyle. Saatlerimiz gün batımına ayarlı.

Biz sevgiliyle uzun süredir yaz tatillerini sonbaharda yapıyoruz. Çünkü hem hava muhteşem oluyor, hem de kalabalıklar kayboluyor. Mesela bir kaç sene önce ekimde gittiğimiz Marmaris tatilini hala unutamıyorum. Denize giriyorsun ama yağmur yağıyor, bir yandan serin, bir yandan güneş var. Mikonos’a da tam böyle bir havada gittik. Normalde yazın nasıl oluyor bilmiyorum ama sonbaharda hava muhteşemdi.

Burası Mikonos’ da kaldığımız otel Agnandi. Tam olarak bir otel demek zor aslında. İçeride ufak bir kitchenette var. Ve oda bir otel odası gibi değil. Minik bir ev daha çok. Sabah kahvaltını hazırlayıp, yavaş yavaş yerken, kahveni jakuzide yudumluyorsun. Bir yandan kitabını okuyorsun ağır ağır. Hemen yanı başında ise havuz var.
Beyaz ve gri ağırlıklı dekoru ise kendimi evimde hissettirdi. Hayalimdeki evimde tabi ki 🙂 Her odası farklı, ve çok tatlı bir sahibi var. Biraz merkezden uzak ve tepelerde ama kesinlikle tavsiye ederim.

Çok fazla gezemediğim için yer önerilerinde bulunamasamda son gün gittiğimiz Marenga cafe harikaydı.

iyi haftalar